YAZARLAR
|
Ve Yaşım 35; Çeşme Yolunun Başındayım
Gülden Güre
Sadece bu yazı için nüfusumdaki yaşımla yazıyorum. Yazı bittiği an tekrar 23 (!) yaşıma geri dönüyorum... Korkacak, tedirgin olacak bir şey yok; 35 yıldır gittiğim Çeşme yollarına bu kez tamamen doğal ve hayatın akışına kendimi teslim ederek çıkıyorum...
Evet ve yaşım artık 35 oldu, bu daha hayat yolunun başı diyerek Çeşme'ye doğru ilerliyorum. Daha önce de belirtmiştim; biz İzmirliler için rutindendir Çeşme'ye gidip her yaz ailelerimize, daha doğrusu çocukluğumuza ait topraklarda dolaşmak. O yüzden hiçbir zaman Çeşme'yi seyahat olarak pek göremeyiz. Ama Çeşme'nin bizim için ifade ettiklerini de kelimelere dökemeyiz. Düşünsenize daha okuma yazma bilmeden sakız aldığım bakkal hala daha aynı. Gökyüzü ve deniz aynı mavilikte. Son yıllarda "Aman sakın Çeşme, Bodrum'a dönmesin!" muhabbetini sürekli duyar olduk. Açılan birkaç beach club ve Alaçatı'nın Pazar yoluna doğru astronomik fiyatlarla genişlemesi dışında, sakın korkmayın, Çeşme hala daha aynı Çeşme.
Alaçatı ile ilgili gerçek bir İzmirli'ye soru sorarsanız, hepsi size aynı cevabı verecektir. "Evet, çok güzel ve özel bir yer ama çocukken gitmekten en çok korktuğumuz yerlerden biri." Çeşme'nin en sıcak yerlerinden biridir Alaçatı ve o yüzdendir küçücükken anne-babamızın işi her oraya düştüğünde "eyvah" derdik. Gündüz sıcağında kavrulurduk; her Cumartesi sabahı pazar için gittiğimizde köy dükkanlarının önünden (şu an herkesin akşam yemeğinde yer bulmak için müthiş savaş verdiği) hızla geçerdik. Bir tek Alaçatı'nın girişindeki fırın beni mutlu ederdi. Tatlı maya dediğimiz, nohut mayasından yapılan bu ekmek her zaman benim için dünyadaki en güzel ekmektir. Tabii ki hala daha Keskin Fırın'daki aynı tatlı maya yerinde duruyor.
Ben oldum olası Dalyanköylüyümdür. Orada büyüdük ve oradaki dostalarımla 35 yaşımı kutluyorum dersem, sanırım ne demek istediğimi anlarsınız. Dalyanköy, Çeşme'nin balıkçı köyüdür. Bana sorarsanız, ailemin hayatta yaptığı en akıllıca iş, bu şirin ve güzel köyün içinde bir ev alması olmuştur. Gerçekten tek nefes aldığım Dalyanköy de gelişti gelişmesine ama en azından "köy ruhundan" asla vazgeçmedi.
35 yaşıma girmenin heyecanıyla ve artık hayatın tadını daha da doğal çıkarma kararımla size bu balıkçı köyünde yiyebileceğiniz en güzel balık şeklini açıklıyorum! Tabii ki limandaki balıkçıların hepsi birbirinden güzel ve özenli ama bambaşka bir sistem var. Balıklarınızı kendiniz satın alıp plajın üzerinde salaş masalarda dünyanın en güzel manzarasıyla yemek istemez misiniz? Hem böylece balığı "en ucuza" yeme yöntemini de kullanmış oluyorsunuz.
Dalyanköy'ün girişindeki Aile Balıkçılık ya da köy meydanındaki Kooperatif'e gidip kilolarla dilediğiniz deniz ürününü satın alabilirsiniz. Deniz çupralarının tanesi şu aralar 10 YTL; kalamar, karides, midye aklınıza denizle ilgili ne gelirse sanki evde yapacakmışsınız gibi satın aldıktan sonra Ladin Otel'in koyuna bakan plajdaki Palmiye Restoran'a gidiyorsunuz ve sadece pişirme parası ödeyip dünyanın en güzel manzarası eşliğinde ayağınız kumlara değerken gerçek Ege balıklarını yiyorsunuz!
Yaşım 35 oldu ve ben hala daha Çeşme gibi değişemedim. Belki büyüdüm ama ruhum asla yaşlanamadı. Tıpkı Çeşme'nin kumrusu, sakızlı dondurması, Aya Yorgi'si, Paparazzi'si, Levent'in Kahvesi'ndeki sıcak lokması gibi hala aynıyım. Hala çeşme yollarında müzik dinleyerek hayal kurmaya devam ediyorum... Hala daha inatla aşkın ve sevginin her şeyin üzerinde olduğuna inanıp bitanem'i de Çeşme bavuluma sığdırarak 35 yaşıma ilerliyorum... Üstelik 35 yıllık hayatımda sahip olduğum en güzel varlık, 7.5 yaşındaki kızım ile hayaller kurmaya devam ediyorum...
9 Eylül 2008
sayı:5
|
|
|
|
 |
Yorum sayısı:
2
|
|
|
SHARKAN
>
23/09/2008 10:43:13
Çeşme ve Foça , sanki şehir ikiye bölünmüş gibi kaçarcasdına çıkıp gidiyor insanlar her haftasonu ve her yaz başı.Anne ve çocuklar yaz tatilinin başında, babalarsa işlerişnbden sıyrılıp haftasonlarında soluğu alıyor deniz kenarında.
Bense hem Çeşme'yi hem de Foça'yı doyasıya yaşadım.AMa çeşmenin ne yalan söylkeyeyim ayrı bir yeri vcar.Dalyanköy dediğinde ise ap ayrı.Üniversite yıllarımda Cevat'ın Yerinde garsonluk yaptığımdan ve hala yıllar sonra kapısından girerken büyük bir hatırşinaslıkla karşılandığımdan da olsa gerek Dalyanköy de Cevat'ın yeri de ayrı güzellikler benim için.Kalemine sağlık şekerim, bu aralar sonbahardan sıyrılıp , Ramazan da biter bitmez Dalyanköyde denize 20 cm mesafede balık rakı roka yapmak ahdım olsun.
|
|
|
prettywoman
>
11/09/2008 09:56:24
Çocukluğumda sorarlardı, hoş hala da soruyorlar ya! Nerelisin? İstanbullu! Hayır ailen nereli? Anlamsız gelen bu diyaloğu uzun yıllarca sürdürdükten, sonra 30'a doğru bir de karşıma, "köyüme dönüp, orada yaşayacağım" mantığı çıktı. Ve ben ilk defa bu noktada pes ettim. Çünkü benim, asla gidecek bir köyüm olmadı! Ama artık buldum! Hayatımın 16 yılına damgasını vuran daha yolun başında olan canım arkadaşım, bebeklik kokusu hala ellerinde olan tatlılık muskası kızın ve tüm ailen beni hem ikinci bir aile, hem de 33,5 yıl sonra bir köy sahibi yaptı. Artık benim de kaçacak bir köyüm var:) Bekle beni Dalyanköyyyyy
|
|
|
|
|
|
| |
| |
|
DİĞER YAZARLAR HABERLERİ
|