Rolling Stone

YAZARLAR
Bir Erkeği Evliliğe İkna Etmek

Gülden Güre kadınlar ve erkekler arasındaki ezeli mücadeleden bildiriyor...

Görevimiz gerçekten de çok tehlikeli. Tom Cruise'un milyar dolarlık filmindeki atlayıp zıplamaları, biz kadınların erkekleri evliliğe ikna etmesinin yanında "çocuk işi" kalıyor. 30'unu aşmış her kadın bu tehlikeli görevle tanışıyor ve ardından da kendini 30 saniyede imha edilmiş buluyor

Keşke Hollywood yapımları kadar yüksek bütçeli ve sarp kayalıklardan oluşan "blue box"lardan ibaret olsaydı hayatımız... Evet, biz kadınların yaşamı Görevimiz Tehlike'nin senaryosuna benzemeseydi keşke. En azından orada her şey kurgu ve bu kurguyu yaşayan oyuncular da üstüne üstlük ceplerini tıka basa dolduruyor. Ya biz gariplere ne demeli? "Allah büyüktür", "Nasip kısmet inşallah" çıkartmalarını arabalarımızın arkasına yapıştırıp bir gün bunların "Dikkat arabada bebek var!" yazısına dönüşmesini bekliyoruz. Bekliyoruz çünkü yaşamın bizi getirdiği döngüde artık tamamen erkeklerin keyfini bekliyoruz. Onlar karar veriyorlar, onlar korkuyorlar, onlar kaçıyorlar, onlar sorumluluk alma yaşlarını bekliyorlar. Tıpkı evlilik çağına gelmiş nazlı yeni gelin edasıyla... Ama onların problemleri hiç bitmiyor, bitemiyor... Bir yerlerde bir şeyler oldu da ben mi kaçırdım? Erkek annelerine hamilelikleri sırasında bir şey enjekte ettiler de bizim mi haberimiz yok? Neyse o ilaç, ben de istiyorum, biz de istiyoruz, tüm kadınlar istiyor!

Dünya ne zaman tersine döndü? Ey halkım, beni bilgilendirin ne zaman kadın erkeğin yerini aldı? Biz sadece eşitlik istemiştik "Kadınca" zamanlarında. Roller ne zaman değişti? Hatırlatırım, erkek kadına evlilik teklif etmek için binbir takla atardı, anasından sülalesinden istemek için kapısında yatıp kalkardı ve her şey rüya misali kız kısmına sunulurdu. Erkekler kendilerini beğendirmek için hediye sepetlerinin içini doldurur ve "Bak bunlar daha başlangıç, bir benimle evlensen sana daha neler alacağım neler," adımıyla kızları nişana davet ederlerdi. Ne oldu da işler tersine döndü? Yoksa biz kabahati yanlış mecrada mı arıyoruz? Aman Allahım, yoksa tüm suç kadınların mı?

Biz modern yaşam isteyerek, tüm bu örf ve adetleri gereksiz kılarak onları değiştirdik mi? Çalışan kadın, güçlü kadın olalım derken kadınlığın nazlı bölümünü evde bırakıp mı sokağa çıktık? Erkeklere yaşamı verince, kendimiz kadınlığın narinliğini mi kaybettik? Biz miydik tüm suçlu... Eğer örf ve adetlere bağlı kalsaydık, 30'lu yaşlarını aşmış tüm kız arkadaşlarım evli ve çok mutlu anneler mi olacaktı? Her şey nişan sepetlerini reddedip bunu "ilişki sepetine" dönüştürmemizle mi başladı?

Bugün her üç erkekten biri evlilikten kaçıyor. Nedeni çok açık; evliyken yaşayabilecekleri her şeyi biz onlara ilişki sırasında sunuyoruz ve imzaya ihtiyaç duymuyorlar. Böylece imzadan kaçarak sorumluluk almaktan uzak durmuş oluyorlar. Ama biz o sepeti evlenmek için sunuyoruz sizlere, daha sağlam temelli evlilikler olsun diye örüyoruz sepetleri kalbimizle... Neden benim tüm arkadaşlarım bekar ve hepsi aynı şeyi söylüyor: "İş evliliğe geldi mi hepsi kaçıp gidiyor." Peki bu kaçan erkekler kaç yıl daha göç edebilecek? Onlar kendi meclislerinde yuva yaşını 40-50 arasında bir yerlere yerleştirdiler de biz kadınların haberi mi yok?


14 Kasım 2008

sayı:7



Yorum sayısı: 1 
prettywoman > 16/11/2008 16:39:33

Sadece evlilikten değil, ilişkiden bile kaçıyorlar... Ve burada tutkulu büyük aşklardan korkup kaçmaktan da bahsetmiyorum. Herkesin kendi özel hayatlarının, özgürlüklerinin olduğu ilişkilerden bahsediyorum... Ama dün gece tekrar kendi gözlerimle bir fiil gördüm ki bunu beklemek sadece aptallık. Herşeyi ucuzlatıp, fast-tüketime dönüştüren bizim kendi ırkımız, kadınların taaaa kendisi. Ortalık bu kadar ucuz etle kaynarken kimse çıkıp da bir ilişki yaşamak için çaba göstermez, neden göstersin ki!????



 
 

Joy'a
Abone Olun

Siz de çok özel fırsatlarla yepyeni bir dünyaya adım atın!

DİĞER YAZARLAR HABERLERİ